23 Şubat 2012 Perşembe

Eurovision Eğlencesi ve Can Bonomo

Eurovision konusunda her sene kendimi eylerim deli eyler gibi. Tabi bu öyle milli tavırla, 'aa kaçıncı olacağız? Şunları, bunları geçecek miyiz?' kaygısı falan değil. Tamamen içimdeki amatör müzik ruhundan kaynaklanıyor. 'Hangi ülke ne yapmış? Ne kadar etnik unsur kullanmış, ne kadar ortak kültüre bulanmış? vs.' gibi basit meraklar benimkisi. Arada çok farklı bulup benimsediğim şarkılar da çıkar. Mesela 10 yıl öncesinin Moldova şarkısını hala açar açar dinlerim. Kimsenin beğenmediği benim bayıldığım şarkıların 1. olduğu da vakidir. Ama bu benim başarım değil tabi, tamamen o ülkenin komşularıyla ve diğer Avrupa ülkeleriyle olan dış politaka başarısı. Tamamen olmasa da %70 diyelim.Yoksa bizim de var yegane danışıklı komşumuz. Tabii ki Azerbaycan. Onun haricinde; sınırlar değişse de toplum olarak yüzyıllardır komşu olduğumuz bütün ülkelerle -nasıl oluyorsa oluyor- ayrı bir probleme sahibiz. Kanlı bıçaklı ayrılan herkes dost, bize gelince dış politika başarısızlığı. Neyse önemli olan kısım o değil zaten.                                                                                                         
Dün akşam Can Bonomo'yu izlerken, uzun zamandır hissetmediğim bir şey hissettim. 1997'de Şebnem Paker'in 'Dinle' adlı şarkısı geldi akıma. Hani birçok etnik enstrumanın kullanıldığı; ama dinlerken türkü izlenimi vermeyen şarkı. Hatta klavyecinin klavyeyi bırakıp göbek attığı o keyifli gösteri. İşte dün o keyifi aldım Can Bonomo'dan. Bir kere korsan muhabbetini çok sevdim . Orkestrayı yönlendirişi ve 'YO HO' söyleyen kaptan tavrı çok sempatik. Tabi bu gösteri mutlaka şekillenecektir ama, umarım bu ayrıntılar kaybolmaz. Enstrumanlar da özenle seçilmiş. Nefesliler ve vurmalılar çok hoş bir hava oluşturmuş. Şarkı ritmik ve eğlenceli. Orkestranınsa koreografiye katılması ve izleyiciye korsan gemisi hayali oluşturması çok başarılı. Kaldı ki Eurovision temsilcisi açıklandığında ben çok keyifli bir iş çıkacağını tahmin etmiştim. Çünkü Can Bonomo'nun şakılarını ve düzenlemelerini zaten seviyordum. Yarışmanın neticesi ise önemli değil. Zaten yarışma diye adlandırmak bile saçma. Kimi ve neyi yarıştırıyoruz ki. Sonuç olarak 26 Mayıs akşamı TRT'yi izlemek çok eğlenceli olacak; en azından Türkiye açısından...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder