24 Ekim 2012 Çarşamba

KLASİK KEYİFLER...


      
Süreyya Operası keyifli bir konsere ev sahipliği yaptı. İşte koşturmacanın tam ortasında aldığım bir telefon beni kendime getirdi. Arkadaşım akşamki Klasik Keyifler konseri için bilet almış, onu haber verdi. Ben de tabii ki büyük memnuniyetle kabul ettim. Cehaletimi mazur görün ancak amiyane tabirle 'karşının taksisi' olduğum için Süreyya Operası'na ilk  gidişimdi. Locaların şıklığı, tavandaki işlemeler hemen sizi müziğin yaşadığı döneme götürüyor. Bu da kendinizi çok farklı hissetmenize sebep oluyor.

         Klasik Keyifler'den Ellen Jewett (keman), Özcan Ulucan (keman ve viyola), Ozan Tunca (viyolonsel) ve Birsen Ulucan (piyano) hoş bir repertuvar hazırlamışlar. Konserin birinci bölümünde Mozart KV. 548 Piyanolu Üçlü ve Schumann Re Minör Piyanolu Üçlü Opus 63 ile karsımıza çıkan grup ikinci bölümde Brahms Sol Minör Piyanolu Dörtlü Opus 25 ile sunumlarını tamamladılar.

          Bu güzel akşamda fark ettiğim başka bir durum ise Süreyya Operası'nın seyircisinin gerçekten çok bilinçli olduğuydu; çünkü bir iki kişi de olsa mutlaka bölüm arasında alkışlayan birileri çıkar ve hem izleyenlerde hem sanatçılarda tatlı bir gerginlik yaratır. Ya da şöyle söyleyeyim; müzisyen bir arkadaşımın dediğine göre sadece seyircide gerginlik yaratır, çünkü seyirci her zaman sanatçıdan daha ukaladır:) Neyse, programın altına not düşülmesinin bir faydası var mıdır bilemem ama alkış hassasiyetine sahip bir seyirciyle konser izlemek akşamın tadını bir kat daha arttırdı.

           Aslında  bu hassasiyete hayranım; hatta aynı hassasiyetin diğer sanat dallarında da olması taraftarıyım. Mesela ben bir tiyatrosever olarak aynı dertten muzdaribim. Özellikle son yıllarda TV deki kalitesiz işler sağolsun! tiyatroda bu tür yanlış tavırların yaşanmasını destekliyor. Daha da korkutucusu, yeni yetişen izleyici profilnin de kalitesini bozuyor. Müzikal Geceler'de bilmem kaçıncı kez Lüküs Hayat seyrederken izlediğim oyundan soğudum. Tamam politik bir durum olur, sahnedeki tavra destek vermek amacıyla protest alkışa başvurursun; ama her 'aaa bu da komikmiş' dediğin espri 10 dk. alkışlanmaz ki.

          Neyse, yeri gelmişken bu konuda da içimi döktüm rahatladım:)
Her sene Kapadokya'da düzenlenen Klasik Keyifler mağara konserlerinden biri

          Yıl içinde verdikleri konserlerin yanı sıra, her sene Kapadokya'da genç müzisyenlerle buluşan Klasik Keyifler, bölgenin tarihi havasıyla sanatı bir araya getiriyor. Ayrıca çeşitli atölye çalışmalarıyla da hem geleceğin müzisyenlerine hem de misafirlerine 'Keyifli' zamanlar sunuyor.

           Bir sonraki Klasik Keyifler konseri ise 6 Aralık'ta Fulya Sanat Merkezi'nde. Şiddetle tavsiye eder, iftiharla takdim ederim.

           

17 Ekim 2012 Çarşamba

Müziğin ve Ritmin Dansı; Beden Müziği Festivali



       




 Beden müziği festivalinin 5.si geçen hafta İstanbul'daydı. Çeşitli ödenek sıkıntıları sebebiyle tanitima bütçe ayıramayan organizasyon yetkililierine gereken cevabi festival sanatçıları vermiş. Salı günü CRR'de yapilan açılış konserinin ardından, şehrin çesitli yerlerinde yaptıkları küçük gösterilerle festivalin yapılabilecek en renkli tanıtımını yaptılar ve İstanbulluları festivalden haberdar etmeyi başardılar. Mesela ben... Çarsamba günü Taksim metrosunda rastladım onlara ve adeta büyülendim. Ben ki vapuru kaçırmayayım diye şekilden şekile giren insanım; bıraktım vapuru falan, her şeyi unuttum. Çantamı ceketimi ve alısveriş torbamı koydum bir kenara ve basladim onlarla birlikte bedenimle müzik yapmaya. Daha önce çok sesli muziğin dansla ve ritimle bu kadar uyumlu haline hiç denk gelmemistim. Zaten festivalin sloganı da bu durumu özetliyor; 'Gördüğün Müzik, Duyduğun Dans".







           Festival boyunca çeşitli okullarda ve ''Çıplak Ayaklar Kumpanyası''nda atölye çalışmaları yapan gruplar, akşamları Fransız Kültür, İtalyan Kültür, CRR ve Taksim çevresindeki çeşitli mekânlarda konserler verdiler. Bu konserler icinde benim en çok yandığım; Caz Festivali kapsamında düzenlenen "Beden Müziği ve Caz" başlıklı konserdi. Biletlerin erkenden tükenmesi sebebiyle bu konsere gidemedim; ama kapanış programını izleme frsatım oldu. 14 Ekim akşamı BKM'de düzenlenen konserde Barbatuques ve Corposonik'in yanı sıra Türk grup Kekeça'da vardı. Barbatuquers'in muzikal altyapısı, Corposonik'inse müziklerini süsledikeri dansları inanılmazdı. Her grup kendi performansını seyirciyle de paylaştı; hatta konser esnasında oluşan bu uyuma doyamayan muzikseverler, festival sanatçıları ile birlikte -konser bitisi fuayede- uzun sure muzik yapmaya devam etti. Aralarda da Kekeça küçük gösterilerle akşamı süsledi.




          
                Dürüst olmak gerekirse, kültür olarak çok sesliliğe ne kadar uzak olduğumuz her yerde karşımıza çıkıyor. Diğer ülkelerde çocuklar doğar doğmaz bu uyumla karşılasıyorlar. Bizde ise anca belli yaşa gelip yeni şeyler keşfetmeye çalışanların hobisi olarak kalıyor. Açıkçası  diğer gösterilerin görkeminin üzerine Kekeça biraz sönük kaldi; ama yanlış anlaşılmak istemem çünkü onların taşıdığı misyon çok farkli. Daha önceden sadece Brazilya ve Amerika'da yapılan bir festivalin Türkiye ayağı olmak ve bu festivali İstanbul'da sanatseverlerle buluşturmak çok önemli. Kısacası bu güzel festivali onlara borcluyuz. Beden Müziği Festivali önümüzdeki sene yine Amerika'da gerçekleşecek. Umarız ki maddi kaygılarımızdan arınarak bu güzel festivale yeniden ev sahipliği yapma fırsatını buluruz.