3 Temmuz 2012 Salı

Bir Çocuğun Hayatında Kemal Sunal'ın Yeri

Uzun zamandır tembellik etmiştim. Ara ara 'dur şununla ilgili bir şeyler yazayım.' dediğim bazı başlıklar oldu ama; demek ki hiçbiri beni 'Kemal Sunal' başlığı kadar heyecanlırmamış.

Kemal Sunal deyince nereden başlayacağını bilemiyor insan. Blogdaki ilk yazımda da bahsetmiştim; işte 'görüntü delisi' olmamın iki sebebinden biridir Kemal Sunal. İşin garip kısmı onun komik olması için fazladan bir şeyler yapmasına gerek yoktu. Evet, belki sayısız diyaloğu twitter'da tt olacak kadar akılda kalıcı ve komik; ama onun çoğu zaman diyaloglara bile ihtiyacı olmadı. Bir bakışı, bir mimiği gülmekten yerlere yatmamıza yetti.

 Peki her zaman mı güldürdü? Hayır. O kocaman gülüşü bazen öyle büyük hüzünler de taşıdı ki komik dediğimiz bir çok film bile bizi ağlatmayı başardı.

Vefat ettiğinde 13 yaşındaydım. Bütün kanallar onun filmlerini veriyordu ve kendimi onları izleyerek avutuyordum. Sıra Tosun Paşa'ya gelmişti. Lütfü'nün Tellioğulları için yarattığı Tosun Paşa'yı tanıttığı sahne. Şaban durumdan sıkılıp 'Ben sevmedim bu paşa oyununu, ben yine Şaban olacağım.' diyor. Lütfü sinirleniyor. 'Olmaz, olmaz. Şaban öldü.' diyor. Şaban da; 'Yok canım, Ne zaman öldüm. Vah vah ben çok iyi adamdım yahu' der demez öyle bir ağlamaya başlamıştım ki hala hatırladığımda içim bir garip oluyor. Öyle işte... Kemal Sunal mutlaka herkesin hayatında bir yer edinmiştir. Ben de, bendeki yerini paylaşmak istedim. En büyük teselliyse aradan yıllar da geçse, bizim çocuklarımız yine Tosun Paşa'yı ve daha nicelerini izlerken gülecek ve Büyük Usta'yı unutmayacak. Nûr ol Usta...