1 Aralık 2012 Cumartesi

İSTANBUL'DA BLUES FIRTINASI

Bu yıl 23.sü düzenlenen Blues Festivali'nin İstanbul ayağı dün Lütfü Kırdar Kongre Merkezi'nde başladı. Bugün de yinelenecek olan konserden izlenimlerim şöyle;


    İlk olarak Cedric Burnside sahneye çıkıyor ve sakin ama keyifli bir giriş yapıyor. Aileden müzisyen sanatçı, dünyaca ünlü davulcu R. L. Burnside'ın da torunu. O da dedesi gibi davul çalarak dünayı geziyor; fakat ilk perorfansında onu gitarıyla görüyoruz. Davulun sert tavrından mıdır nedir, aynı gitarın iki kez telini kopartması açıkçası şaşırtıcıydı; ancak Burnside'ın samimi tavrıyla bu durum hoş bir sahne esprisi halini aldı.

      İkinci sırada ise Smokin' Joe Kubek & Bnois King vardı. Joe Kubek'in muhteşem sololarına gitar ve vokalle eşlik eden Boins King, blues-severlere çok keyifli bir zaman dilimi hediye etti.


      Gecenin son grubu ise Billy Branch & The Sons Of Blues. 2 saate yakın sahne alan grup, 'festivalin son grubu' misyonununun hakkını vererek bütün salonu ayağa kaldırmayı başardı (bu ayağa kaldırma durumunu birzdan açıklayacağım.).Billy Branch'ın yanında; 75-80 yaşlarında olduğunu tahmin ettiğim davulcusu, cool basçısı, başarılı- beyaz gitaristi ve uzakdoğulu piyanisti ile adeta kültür mozaiği oluşturan grup bütün salonu kendine hayan bıraktı. Performanslarının ikinci kısmında ise sahneye Zora Young'ı çağıran Billy Branch eğlenceyi doruğa çıkardı. Zora Young'ın duruşuysa beni çok etkiledi. Pembe hırkasıyla uyumu el havlusu ve siyah kol çantasıyla sahneye çıktı sanatçı. Çantayı davulun dibine bırktı, mikrofonu aldı eline, bizi mest etti, yarım saat-45 dk sonra aldı çantasını gitti. Yani zenci blues sanatçısının içinden tevazusuyla adeta  bir Dilberay çıktı.

         Biraz da mekandan bahsedelim. Festival için Rumeli Salonu hazırlanmış. Sahne ve salon tasarımı da gayet hoş olmuş. Dikkatimi çeken bir şey ise yaş ortalamasının önceki yıllara göre çok yüksek oluşu. Evet mutlaka Blues her yaşa hitab eder ama geçen sene çıkan yasa neticesiyle 24 yaş altı, alkol sponsorluğundaki konserlere giremiyor. Bu da bana anlamsız geliyor. 18 yaşından büyük biri nasıl üniversite tercihi yapıp, milletvekili olup, askere gidip, tüfek tutup olumsuz etkilenmiyorsa; blues dinlerken görüğü EFES yazısından da olumsuz etkilenmez. Bu, üniversite gençliğinin blues a küstürülmesi demektir. Bu festival 23 yıldır Efes'le var ve sponsor olmadan böyle bir festival düzenlemek mümkün değil. Bunun sonucu olarak da konferans dinler edasıyla gayet ciddi başladı konser. Neyse ki bira tüketimi ve grupların başarısıyla bu sonun kısmen de olsa atlatıldı.

        Festivalin 17. şehri olan İstanbul'da bugünkü konseri tamamlayan ekip 8 Aralık'ta
İzmir'de kapanışı yapacak. Bilmem fırsat bulabilir misiniz ama bence yağmur çamur dinlemeyin ve bu müzik şöleninin tadını çıkarın.