24 Mart 2012 Cumartesi

Çok Sesli Müziğe Kulak Verin; Ladies and Gentlemen


          Ladies and Gentlemen Müzikal Korosu, 2005 yılında Çelik Kasapoğlu tarafından kuruldu.  Topluluk repertuarında, ağırlıklı olarak Londra ve Broadway müzikallerinden eserler, film müzikleri, jazz şarkıları ve popüler parçalara yer veriyor. Koro, geçen hafta Cemal Reşit Rey'de 'Çok Sesli Türküler' konseri vererek alışmış oldukları tarzın dışına çıksa da; yıl içinde 'Müzikal' tarzıyla da konserler vererek sevenleriyle buluşuyor. Koro; bas, tenor, alto ve soprano olmak üzere 4 gruptan oluşuyor. Farklı düzenlemeleri ve enerjik tavırlarıyla sahneyi dolduran -itiraf ediyorum, sahne doldurmada geniş kadrolarının da payı büyük-grubu takip etmenizi öneririm.
           Böyle dışarıdan bakıyormuş gibi objektif bir yazı yazmayı çok isterdim; ama görüldüğü gibi başarılı olamadım, 4-5 satırda kaldım. O yüzden daha fazla gevelemeden belirtmek isterim ki bende bu koroda 8 aydır alto olarak görev almaktayım. Her prova öncesi ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum. Çünkü, egoistlikten zerre kadar nasibini almamış Şef'im Çelik ve nasıl bir araya geldiklerini asla anlayamayacağım onlarca deliyle vakit geçirmek harika bir duygu. İşte biz provada ne kadar eğleniyorsak siz de izlerken en az o kadar eğleneceksiniz. Bu sebeple Ladies and Gentlemen'i sevin, takip edin, ettirin...

15 Mart 2012 Perşembe

Sen Kimsin?

Film yaklaşık 2 haftadır vizyonda. Fragmanını izlediğimde filmden çok ümitlenmemiştim aslında; ama jenerikteki çizgi roman fikri sayesinde 'acaba yanılıyor muyum?' diye düşünmeden de edemedim. Eski dedektiflik maceralarını hatırlatan tatlı bir ayrıntı olarak kullanılmış. Film, başarısız bir dedektifin aldığı yeni bir işle, atıldığı yeni maceraları konu alıyor. Dedektifi Tolga Çevik; dedektifin sağ kolunu ise Köksal Engür oynuyor. Zaten onunla ilgili ayrıntılar bence filmin en güzel yanlarırdı. Hikaye vasat ama senaryo o hikayeyi kotarmış. Filmin temposu her ne kadar aksiyon sahneleriyle yükseltilmeye çalışılsa da tempoyu asıl yükselten beklenmedik anlarda gelen iyi esprilerdi. Burada da reji ve senaryonun uyumu söz konusu.
Oyunculuğa gelince; ben yıllardır Tolga Çevik izlerim ama hep izlediğim Cem Yılmaz ve Yılmaz Erdoğan karışımı bir şeydir. Bu filmde bir ilerleme söz konusu. Genelde Tolga Çevik, yer yer Cem Yılmaz izledim. Ancak; sanırım bu durumda yönetmenlerin de payı var, çünkü 'Komedi Dükkanı' izlerken oyuncunun kendi tarzını izleyebiliyorduk. Umarım zaman geçtikçe sinemada -kendi tarzıyla- daha fazla yer alır Tolga Çevik.
Köksal Engür'se emekli tarfik polisi rolüyle adeta tecrübesini  konuşturuyordu. 'Tekin' ve 'İsmail Abi' karakterleri yer yer Karaöz Hacivat'ı; bazı sahnlerde ise 'Şabanoğlu Şaban' filmini hatırlattı bana. Özellikle birbirlerini sorguladıkları sahne çok eğlenceliydi. Pelin Körmükçü ve Toprak Sergen ise tam birer çizgi roman karakreri. Olması gerektiği gibi agresif ve antipatikler. Onları izlerken -gayriihtiyari- 'stop motion' geçecek sahneler gözünüzün önünden. Yanlız ''Kaybolan Kız''ın oyunculuğu, sanki filmin o havasına uymamış. Bana biraz zorlama geldi. Ama kız güzel olduğu için gıcık olmuş da olabilirim. Yani bu değerlendirmemi çok kaale almayın. Bir de 'Sen Kimsin?' sorusunun kör gözüm parmağına tekrar takrar sorulması biraz sıkıcı olmuş.
Genel olarak -iyisiyle, kötüsüyle- ortalama bir komedi flmi. Boş vaktinizi değerlendirmek isterseniz izleyebilrsiniz.

2 Mart 2012 Cuma

Muppet Efsanesi

Beklediğim bir filme gitmeden önce film hakkındaki yorumları genellikle okumam. Aksi halde filme önyargılı davranıyorum çünkü. Muppet'la ilgili de aynı fikre sahiptim ki, arkadaşım sağolsun bütün yorumları telefonda okudu. Ben de içimdeki meraka  yenik düşüp hepsini dinledim. Filmi göğe çıkaran da çok yerin dibine sokan da. Ama eski bir Muppet hayranı olarak ben çok sevdim. Film Kukla Wolter'ın, kardeşi ve kardeşinin sevgilisiyle birlikte Los Angles'a seyahatiyle başlıyor. Wolter -haliyle- tam bir Muppet hayranı; fakat ne yazık ki onu Los Angles'ta büyük bir hayal kırıklığı beklemekte. Çünkü Muppet Show yıllardır sahne almamıştır ve zengin iş adamının para hırsı yüzünden tarihe karışmak üzeredir.

Muppet Müzikali'ni sinemaya uyarlarken çeşitli sıkıntıların yaşanabileceğini tahmin eden senarist Jason Segel, yabancılaştırma yoluyla, küçük uyumsuzlukları eğlenceli espriler haline getirmeyi başarmış. Özellikle içinde çok sesli koro olan otobüse çok güldüm. Rejisi başarılı, danslar ve şarkılar çok keyifli. Hatta Hollywood aksiyonlarına taş çıkaracak sahneler bile mevcut. Tabii bunlar da Hollywood Film Endüstri'sini eleştiren eğlenceli ayrıntılar.

Kuklaların kostümleri özenle hazırlanmış; yüz ifadeleriyse o kadar başarılı ki; Muppet'ların yıllarca nasıl büyük bir kasırga yarattığının kanıtı adeta. Tabi bunun için kukla sanatçılarına duyduğum saygıyı da belirtmek zorundayım. Çünkü en büyük övgüyü onlar hak ediyor.
Filmin bence olumsuz tek yanı dağıtımının iyi yapılmamış olması. Neye göre karar veriliyor bilmiyorum ama; sadece birkaç AVM salonunda gösterime girdi film. Orjinal- Altyazılı halini bulmaksa neredeyse imkansız. Neyse ki dublajlı hali fena değil de sorun yaratmıyor. Tiyatro, sinema gibi sanatsal aktivitelerde AVM'lere mahkum olmaksa yeterince can sıkıcı.

Son olarak; bu olumsuzluğa rağmen vakit ayırıp Muppet Show'un yeniden diriliş mücadelesini izlemenizi tavsiye ederim. Çok özlediğinizi fark edeceksiniz.