20 Nisan 2012 Cuma

Tarla Kuşuydu İskender

Çarşamba günü Şehir Tiyatroları Kağıthane Sahnesinde izledim 'Tarla Kuşuydu Juliet'i. Uzun zamandır bu kadar eğlenmemiştim. Oyun hakkında az çok fikir sahibiydim; ancak Engin Alkan'ın rejisiyle izlemek büyük şanstı benim için. Doğru mu düşünüyorum bilmiyorum, ama yönetmenin oyunda bulunması izleyen açısından güzel bir durum sanki. Her oyunda 'prömiyer' ciddiyeti olur gibime geliyor. Tabi bu durum oyuncu için avantaj mı dezavantaj mı, diğer oyunculara sormak lazım. Çünkü; onların açısından da 'ev sahibinin üst katında oturan kiracı' durumu söz konusu. Ephraim Kishon'un oyunu, 'Eğer Romeo ve Juliet kavuşsalardı ne durumda olurlardı?' sorusunun cevabını veriyor bizlere. Engin Alkan'a Sevinç Erbulak, Çağlar Çorumlu ve Murat Bavli eşlik ediyor. Ayrıca Çağlar Çorumlu, oyundaki performansıyla '10. Lions Tiyatro Ödülleri'nde Genç Yetenek Teşvik ödülüne de layık görülmüş.

Yer yer yabancılaştırmalara yer verilen oyunda, son zamanların en önemli sorunların biri olan Şehir Tiyatroları'nın sıkıntılı durumu da hicvedildi. Tabii ki seyici de bu hicve karşılık verdi. Hatta içlerinden bir tanesi söz alıp bir süre de konuştu. Genellikle tiyatroda bu tip oyun bölünmelerinin oyuna saygısızlık olduğunu düşündüğüm için pek bulaşmam; ama biz tiyatro tutkunlarını o kadar derinden yaralayan bir durumla karşı karşıyayız ki; 'Varol!', 'Sizinleyiz!' gibi nidalar savururken buldum kendimi.

1914'ten beri sanatçının elinde yükselen şehrin tiyatrosu siyasi ihtirasların kurbanı olmamalı. Durumun mimarlarından İskender Pala da 'Günlük Müstehçen Sırlar' adlı oyunu izlemeden, oyunda müstehçen bir şeyler olduğunu düşünüp bir yazı yazmış. Tiyatroya bu kadar uzaktan bakan bir zihniyet eğer isteklerini gerçekleştirirse; muhtemelen Juliet'in kefere olduğunu düşünecek ve milli yazarlarımızın da izniyle oyunun adını Tarla Kuşuydu İskender'e çevirecektir herhalde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder