17 Ekim 2012 Çarşamba

Müziğin ve Ritmin Dansı; Beden Müziği Festivali



       




 Beden müziği festivalinin 5.si geçen hafta İstanbul'daydı. Çeşitli ödenek sıkıntıları sebebiyle tanitima bütçe ayıramayan organizasyon yetkililierine gereken cevabi festival sanatçıları vermiş. Salı günü CRR'de yapilan açılış konserinin ardından, şehrin çesitli yerlerinde yaptıkları küçük gösterilerle festivalin yapılabilecek en renkli tanıtımını yaptılar ve İstanbulluları festivalden haberdar etmeyi başardılar. Mesela ben... Çarsamba günü Taksim metrosunda rastladım onlara ve adeta büyülendim. Ben ki vapuru kaçırmayayım diye şekilden şekile giren insanım; bıraktım vapuru falan, her şeyi unuttum. Çantamı ceketimi ve alısveriş torbamı koydum bir kenara ve basladim onlarla birlikte bedenimle müzik yapmaya. Daha önce çok sesli muziğin dansla ve ritimle bu kadar uyumlu haline hiç denk gelmemistim. Zaten festivalin sloganı da bu durumu özetliyor; 'Gördüğün Müzik, Duyduğun Dans".







           Festival boyunca çeşitli okullarda ve ''Çıplak Ayaklar Kumpanyası''nda atölye çalışmaları yapan gruplar, akşamları Fransız Kültür, İtalyan Kültür, CRR ve Taksim çevresindeki çeşitli mekânlarda konserler verdiler. Bu konserler icinde benim en çok yandığım; Caz Festivali kapsamında düzenlenen "Beden Müziği ve Caz" başlıklı konserdi. Biletlerin erkenden tükenmesi sebebiyle bu konsere gidemedim; ama kapanış programını izleme frsatım oldu. 14 Ekim akşamı BKM'de düzenlenen konserde Barbatuques ve Corposonik'in yanı sıra Türk grup Kekeça'da vardı. Barbatuquers'in muzikal altyapısı, Corposonik'inse müziklerini süsledikeri dansları inanılmazdı. Her grup kendi performansını seyirciyle de paylaştı; hatta konser esnasında oluşan bu uyuma doyamayan muzikseverler, festival sanatçıları ile birlikte -konser bitisi fuayede- uzun sure muzik yapmaya devam etti. Aralarda da Kekeça küçük gösterilerle akşamı süsledi.




          
                Dürüst olmak gerekirse, kültür olarak çok sesliliğe ne kadar uzak olduğumuz her yerde karşımıza çıkıyor. Diğer ülkelerde çocuklar doğar doğmaz bu uyumla karşılasıyorlar. Bizde ise anca belli yaşa gelip yeni şeyler keşfetmeye çalışanların hobisi olarak kalıyor. Açıkçası  diğer gösterilerin görkeminin üzerine Kekeça biraz sönük kaldi; ama yanlış anlaşılmak istemem çünkü onların taşıdığı misyon çok farkli. Daha önceden sadece Brazilya ve Amerika'da yapılan bir festivalin Türkiye ayağı olmak ve bu festivali İstanbul'da sanatseverlerle buluşturmak çok önemli. Kısacası bu güzel festivali onlara borcluyuz. Beden Müziği Festivali önümüzdeki sene yine Amerika'da gerçekleşecek. Umarız ki maddi kaygılarımızdan arınarak bu güzel festivale yeniden ev sahipliği yapma fırsatını buluruz.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder